
67 YIL SONRA İLK
Karagümrük, aldığı bu galibiyetle birlikte Fenerbahçe'yi 12 Kasım 1959'dan sonra ilk kez mağlup etti. Kırmızı-siyahlılar, rekabette oynanan 18. maçta 2. galibiyetini elde etti. Öte yandan Fenerbahçe'nin Karagümrük'e karşı 5 maçlık galibiyet serisi de sona erdi.

CEM DİZDAR: 'BEN BİLE GOL ATARIM'
"İşleri yoluna girme eğilimdeyken ara transfer dönemindeki gelişmelerin ardından her anlamda dağılan Fenerbahçe’de yapılmaması gereken ne varsa yapılıyor! Sahada kaç haftadır durum ortadayken iftar yemekleri ya da toplantılarda yanıt verilemez sorulara muhatap olmak, meseleyi tek kelimeyle krize çevirirken, camianın haleti ruhiyesini de harap etmiş görünüyor. Üstelik Galatasaray deplasmanda Beşiktaş’ı yenince büyük beklenti de boşa çıkmışken. Tüm bu durumların takıma yansıması kaçınılmazdı. Dün gece hangi takım ligin dibinde hangisi şampiyonluğa oynuyor anlamak mümkün değildi! Bir maç önce rakip takım ortalarının savunma konusundaki takım handikaplarından söz eden teknik direktör Tedesco’nun mealen, “Bu takıma ben bile gol atarım” dediği hatırlanırsa, Karagümrük’ün iki korner golünü anlamak daha da kolaylaşır.

İlk golde sekebilecek toplar için ceza yayını savunmaya kimseyi göndermeyen Fenerbahçe, ikinci golde Levent Mercan’a ‘boş ön direği’ savunduruyordu! Yani birçok pozisyon gibi iki golde de ceza sahası içi yerleşimi evlere şenlikti! O kadar orta saha takviyesi yaptığı halde hiçbir şey yapamadı Fenerbahçe. Çünkü kim nerede ne yapacağını, kim nereye gideceğini, kim kime top atacağını bilmez gibiydi. Bu maça bakarak bu haldeki bir takıma pekala ‘ligin en kötüsü’ diyebilir birileri. Tek belirleyici değil elbette ama bir N’Golo Kante takıntısının nelere mal olduğunu sanırım anlamıştır ‘şöhret sever Fenerbahçeliler’. Bir de 30 gol atan santrforlarına dünyayı dar edenler... Ligin dibindeki takıma karşı namağlup ünvanını kaybetmek de Fenerbahçe’nin içine düştüğü buhranın ironik göstergesi olarak görülebilir."

ZAFER BÜYÜKAVCI: NEDEN?
"Dakika 15... Bartuğ Elmaz, ceza yayı üzerinden ok gibi vurdu; 1-0. Dakika 34... Tiago Çukur orta sahanın ilerisinde toplu buluştu, Mert'i avladı. Ancak pozisyon ofsayttı. Golü atan halen Fenerbahçe'nin oyuncusu, kiralık olarak Karagümrük'te. Golü ofsayta takılan geçmişte Fenerbahçe'ye transfer olmuş, sonrasında yollar ayrılmıştı. Bu golleri izlerken aklıma Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım'ın sözleri geldi: "Bakın bu çocukların üçünde de kötü niyet yok ama beyinleriyle kalpleri arasında çelişki olmuştur." Samsunspor'un Galatasaray'a kaybettiği bir maç sonrası; Galatasaray'dan gelip Samsunspor'da oynayan Okan Kocuk, Emre Kılınç ve Taylan Antalyalı'yı kast etmiş, o çocuklara da yazık etmişti. Aklı ile kalbi çelişmeyen çocuklara; Bartuğ'a Tiago Çukur'a selam olsun o halde!

Koskoca bir ilk yarının özeti şu: Karagümrük 2 korner kullandı, 2 gol attı. Şaka değil! 3. korneri bulsalar 3 olabilirdi. Çünkü Fenerbahçe savunması, her yan topta "Buyrun, vurun" diyor rakiplerine! İkinci yarı başlıyor... Mert Müldür, Fred, İsmail, Kerem çıkıyor; Brown, Musaba, Asensio, Nene giriyor. Neden? Neden Fenerbahçe her maça yenik başlıyor? Neden Fenerbahçe her maçın ilk onbirinden beklediği verimi alamıyor? Neden Fenerbahçe her maçın ikinci yarısına 3-4 değişiklik yaparak çıkıyor? Neden Fenerbahçe 18 takımlı ligde; 14. Antalya, 16. Kasımpaşa ile berabere kalıp, 18. Karagümrük'e kaybediyor ve son 15 günde 7 puan birden yitiriyor? Ve neden Fenerbahçe camiası her sezon bu dönemlerde şampiyonluk yarışından daha çok kongreleri konuşuyor?"

DENİZ ÇOBAN: PENALTI VERİLMEDİ
"Türkmen’in yönetimi, özellikle ceza sahası içindeki kritik anlarla tartışmalıydı. 18. dakikada Yiğit Efe’nin, Larson’u bariz bir şekilde formasından çekmesi, futbol kuralları çerçevesinde tartışmasız bir penaltıydı. Pozisyonun gerçekleşme biçimi göz önüne alındığında, Yiğit Efe’nin sadece penaltıya sebebiyet vermekle kalmayıp, bariz gol şansını engellediği gerekçesiyle kırmızı kartla cezalandırılması gerekirdi. İlk yarının sonlarına doğru topun ceza sahası içinde Barış’ın koluna temas ettiği yönünde beklenti oluştu. Ancak ekrana gelen tekrar görüntülerinde, topun elle temasını kanıtlayacak bir görüntü yoktu.

Kanıtın yetersiz olduğu bu tür durumlarda hakemi eleştirmek objektif bir yaklaşım olmayacaktır. Maçın son bölümünde Traore ile Mert arasında yaşanan ikili mücadelede penaltıyı gerektirecek bir ihlal yoktu. Pozisyonda Traore’nin hakemi yanıltmaya yönelik bir tutumu olduğu açıkça görülmekteydi. Bu nedenle hakem oyunu devam ettirmeyip, Traore’ye aldatmadan dolayı sarı kart göstermeliydi."
Habere git: Fanatik